Üç Kalenin Şehri: Tirebolu Tarihi

Tirebolu, Karadeniz’in hırçın dalgaları ile yemyeşil fındık bahçelerinin buluştuğu noktada, yüzyıllar boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Tarihi, Miletli denizcilerden Osmanlı’ya, oradan da Milli Mücadele’nin kahramanlık öykülerine kadar uzanır.

1. Adının Kökeni: “Tripolis”

Tirebolu’nun tarihi kimliği isminde gizlidir. Antik çağda bölgeye Yunanca “Üç Şehir” anlamına gelen Tripolis adı verilmiştir. Bu ismin kaynağı, bölgeyi korumak ve yönetmek için kurulan üç önemli kaledir:

  • Saint Jean Kalesi (Tirebolu Kalesi): Bugün ilçe merkezinde, denize uzanan yarımadada bulunan kale.
  • Bedrama Kalesi: Harşit Vadisi’ne hakim, stratejik bir noktadaki kale.
  • Andoz Kalesi: Espiye sınırlarına yakın, denizi ve vadiyi gözetleyen kale.

2. Antik Çağ ve Milet Kolonileri

Tirebolu’nun bilinen tarihi M.Ö. 7. yüzyıla kadar uzanır. Karadeniz ticaretini kontrol etmek isteyen Miletli (Miletos) denizciler, burayı bir ticaret kolonisi olarak kurmuştur. O dönemde Karadeniz’in (Pontus Euxinus) zenginlikleri, özellikle madenler ve kereste, bu limanlar üzerinden Ege ve Akdeniz’e taşınırdı.

Daha sonra bölge sırasıyla Persler, Büyük İskender’in imparatorluğu ve Pontus Krallığı’nın hakimiyetine girdi.

3. Roma, Bizans ve Trabzon Rum İmparatorluğu

Roma İmparatorluğu’nun ikiye bölünmesinden sonra Tirebolu, Doğu Roma (Bizans) sınırları içinde kaldı. Ancak bölge tarihi için en belirleyici dönemlerden biri, 1204 yılında Haçlı Seferleri sonrası İstanbul’dan kaçan Komnenos ailesinin kurduğu Trabzon Rum İmparatorluğu dönemidir. Tirebolu, bu imparatorluğun en önemli savunma ve ticaret merkezlerinden biri olmuş, kaleler bu dönemde güçlendirilmiştir.

4. Osmanlı Dönemi ve Fetih (1461)

Fatih Sultan Mehmet, 1461 yılında Trabzon’u fethederek Pontus Rum İmparatorluğu’na son verdiğinde, Tirebolu da Osmanlı topraklarına katıldı.

  • İdari Yapı: Osmanlı döneminde Tirebolu, genellikle Trabzon sancağına bağlı bir kaza merkezi olarak yönetildi.
  • Toplumsal Hayat: Yüzyıllar boyunca Türkler ve Rumlar bu ilçede barış içinde, iç içe yaşamışlardır. Bu kültürel etkileşim, bugün bile Tirebolu’nun mimarisinde, yemeklerinde ve bazı yerel deyimlerinde hissedilmektedir.
tarihce

5. I. Dünya Savaşı ve Harşit Savunması

Tirebolu tarihinin en hüzünlü ve en kahraman sayfaları I. Dünya Savaşı sırasında yazıldı. 1916’da Rus ordusu Trabzon’u işgal edip batıya doğru ilerlerken, Tirebolu kritik bir savunma hattı oldu.

  • Harşit Çayı Hattı: Rus ilerleyişi, Tirebolu’nun hemen doğusundaki Harşit Çayı’nda durduruldu. Türk askeri, Harşit Vadisi’nde destansı bir savunma yaparak düşmanın çayı geçmesini ve Giresun’a girmesini engelledi.
  • Muhacirlik: Bu dönemde halkın büyük bir kısmı iç bölgelere göç etmek zorunda kaldı, büyük acılar çekildi. Rusların çekilmesi ve savaşın bitmesiyle halk geri dönerek şehri yeniden inşa etti.

Tirebolu’nun Tarihi Mirasları

Bugün Tirebolu’yu ziyaret ettiğinizde bu tarihin izlerini somut olarak görebilirsiniz:

  1. Tirebolu Kalesi: Denizin içindeki bir yarımada üzerine kurulu, manzarasıyla büyüleyen ve ilçenin simgesidir. İçinde top dökümhaneleri ve sarnıç kalıntıları bulunur.
  2. Tarihi Tirebolu Evleri: Osmanlı sivil mimarisinin en güzel örneklerindendir. Genellikle iki katlı, geniş saçaklı ve bahçeli bu evler, şehrin estetik hafızasını oluşturur.
  3. Harşit Vadisi: Sadece doğal bir güzellik değil, aynı zamanda Kurtuluş Savaşı’nın doğal bir siperidir.
tirebolu kalesi

Özetle

Tirebolu; üç kalenin gölgesinde kurulmuş, denizcilerin uğrak yeri, imparatorlukların stratejik noktası ve Milli Mücadele’nin geçilmez kalesi olmuştur. Bugün ise tarih, doğa ve kültürün harmanlandığı, Karadeniz’in en zarif ilçelerinden biridir.